"Sizin Derginiz"



"Sektörel Yayınlar "
Gıdada Çözüm, Üretimi ArtırmakBM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Roma’da devlet başkanları ve bakanlar
düzeyinde ki zirve toplantısında, açlıkla mücadelede hükümetlerin yeni politikalar
üretmek durumunda olduğu belirtildi. Dünyanın daha fazla gıda üretimine ihtiyacı
olduğu 2030’a dek gıda üretimini yüzde 50 oranında artırmak gerektiği belirtildi.
Vatikan “üretim ve kaynaklar açısından her türlü imkâna sahip olan bir dünyada
açlık ve kötü beslenme kabul edilir bir olgu değildir” açıklaması yapıldı.
            Dünyada yaklaşık bir milyar insan yeterli düzeyde beslenemiyor.
Açlık sorununa çözüm bulunabilmesi için tüm dünyanın hep birlikte çözüm
üretmesi gerekir. Uluslar arası kuruluşlar açlık tehlikesinin ne denli büyük
bir tehdit olduğunu vurgulayıp, önlem alırken bizde tartışmalar hala kısır
bir alanda cereyan etmektedir. Dünyada ve ülkemizdeki gelişmeler hakkında
bilgilendirmek, gerçekçi ve ciddi yaklaşımlar içerisinde olmak, tedbirleri süratle
ve kararlılıkla uygulamaya geçilmesini istemek; politika yapmak, siyasi istikrarı
bozmak taraf olmak veya suçlu aramak değildir.
            Gıda güvenliği ve güvencesi açısından dünyadaki gelişmeleri takip edip,
ülkemiz için geliştireceğimiz önlemleri belirlememiz gerekmektedir. Tüm bu
gerçekler ışığında, konu gelecek kuşakları etkileyecek bir meseledir.
Ciddi tedbirler alınmazsa köylü-şehirli her kesimi etkileyecek bir durumdur.
Tartışmalar, gerçekler ve doğru tespitler üzerinde yapılmalıdır.
            Türkiye’deki sorun; 30 yıldır söylediğim gibi verimlilikte ucuz üretimdir.
En azından stratejik ürünlerde dışarıya el açmadan kendi kendimize yetecek
kadar üretebilmektir. 1980’li yıllarda başlayan ithalatla çiftçimizin üretimini
engelleme politikaları tarımımızı sıkıntıya sokmuştur. Şimdi yapılması gereken
ürün çeşidini belirleyerek üretimimizi artırmaktır. Üretimi artırmak için tarım
alanlarını muhafaza etmek amacı dışında kullanmaktır. Dünyayı etkisi altına
alan kuraklıktan ülkemizi en az etkilendirmektir. Tarım ülkesi olarak eskiden
olduğu gibi ihracatçı konuma gelmektir.
            Küresel ısınmanın sonucu yaşanan kuraklık nedeniyle tarımsal üretimde
bir azalma söz konusudur. 26.8 milyon hektar ekilebilir alan 25.8 milyon hektara
düşmüştür. Nüfusu hızla artan ülkemizde 1 milyon hektarlık alanın ekilememesi
büyük kayıp olarak düşünülmektedir. Bu çerçevede; dünyada ürün bolluğu ucuz
ithalat dönemi sona ermiştir. Her ülke kendi topraklarında kendi ihtiyacını karşılayacak
üretimi yapmak zorundadır.
            İnsanların yaşamak için yeterli gıdayı alabilmeleri bu gıdaların sağlık yönünden
güvenli olması insan haklarının esasını oluşturmaktadır. Bu anlamda gıda güvencesi
insanların yeterli gıdayı alabilmelerini gıda güvenliği ile bu gıdaların sağlıklı olmasını
içeren kavramlardır.
            Hiçbir ülke insanlarını beslemek gibi yaşamsal bir konuyu; bir diğer ülkeye
ihale etmemelidir. Her ülke uluslar arası ve dahili spekülasyonlardan halkını
etkilendirmeden ülkesinin “gıda güvencesini gıda güvenliğini sağlamalıdır”.
            Son yıllarda gündeme gelen gıda krizi önlem alınmazsa küresel bir güvenlik
krizine ve küresel barışı bozan gelişmeleri tetikleyecek boyuta ulaşabilir.