Catering Portalı
 

Küresel iklim değişikliği ve kuraklık günümüzde en çok konuşulan konulardan biri haline geldi. Küresel iklim değişimi; sinsidir, yavaş gelişir ve etkilerini giderek arttırır.

Dünya var olduğundan beri iklim hep değişmiştir. Sanayi devriminden önce iklimdeki değişimler doğal etkenler nedeniyle olmuştur. Günümüzdeki küresel iklim değişimi yüzde 90 insan kaynaklı olduğu bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçektir.

2007'de yayınlanan Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli Raporuna göre; insan faaliyetlerinden kaynaklanan karbondioksit salımının küresel ısınmanın ana nedeni olduğu açıklanmıştır. Yine aynı raporda atmosfere karbondioksit salarak dünyayı en çok kirleten ilk üç ülke ABD, Rusya ile Japonya'dır. Türkiye bu sıralamada 13'üncü olarak üst sıralarda yer aldı. Türkiye açısından asıl endişe verici ise atmosferi kirletme konusunda dünyada en hızlı artış kaydeden ülke olması. Bilimsel verilere göre; ülkemiz küresel ısınmanın zararlı etkilerini en önce ve en şiddetli biçimde yaşayacak. Tüm bu olumsuzluklar göz önünde bulundurulursa geleceğimiz tehlikede.

Yıllarca hoyratça harcayıp, oda yetmiyormuş gibi kirleterek dengesini bozduğumuz doğada insanoğlunun hayatı çekilmez hale gelecektir. Atmosfere salmış olduğumuz gazlardan dolayı bir iklim değişimi yaşıyoruz ve giderek daha belirgin yaşayacağız.

Küresel ısınmadan dolayı doğal yaşam tehlikeye girebilir ve birçok canlı türü de etkilenebilir. Özellikle bu yıl kutup ayıları ve deniz kuşları küresel ısınmanın etkilerinden olumsuz yönde etkilendiler.

Gelişmiş ülkeler uyarıları dikkate alarak daha önceden yaptıkları çalışmalar doğrultusunda, aldıkları tedbirlerle bu etkilenmeden daha az zararla kurtuluyor. Gelişmekte olan ülkeler sadece kuraklığın sözünü yaparak gündelik problemlere yoğunlaşıyor. Olaylara uzun vadeli bakılmıyor.

Yapılan uyarılar; insanları korkutmak, felaket senaryoları anlatmak, sansasyon peşinde koşmak reyting yapmak değildir. Siyaset üstü konularda politika yapılmaz.

Yapılmak istenen; en iyimser ve en kötümser senaryolar hazırlanarak felaketle yüzleşmeden tedbirleri alabilmektir.

Üretilemeyen bir kaynak olan verimli toprağın bir santimetresi ortalama 500 yılda oluşuyor. Tarım yapılabilmesi için gereken minimum 40 santimetrelik toprağın oluşması ise ortalama 20 bin yılda gerçekleşiyor. Küresel ısınma, bilinçsiz uygulama ve tarımsal sulama yüzünden Türkiye'nin sulak alanları ve verimli toprakları kaybediliyor. Son 40 yıl ele alındığında, Marmara denizinin yüzölçümüne eşit alan kurudu, yok oldu. 10 yıl önce 260 hektar olan Tuz Gölü'nün alanı yarıya indi. Konya Havzası'nda tehlike çanları çalıyor.
Kuraklık demek; gıda ve su kıtlığı demek, orman yangınlarında artış demek, haşere ve böceklerde artış demek, erozyon demek, çölleşme demek, salgın hastalıkların artışı demek, hasta ve yaşlı insanların ölümü demek, sosyoekonomik sorun demek.

Gelecekte felaketle yüz yüze gelmemek için;  
Küresel ısınmaya sebep olan gazların atmosfere salımını azaltmaya yönelik bir anlaşma olan Kyoto Protokolü'nü Türkiye'nin imzalayacağını açıklaması bu konuda atılan en önemli adımlardan biridir. Önemli olan ise Kyoto Protokolü'nde belirlenen hedeflerin yerine getirilmesidir.

  1. Küresel ısınmanın en büyük sebebi enerjide Kömür, Petrol gibi fosil yakıtların kullanılmasıdır. Bu sistemi değiştirmediğimiz sürece ne kuraklıkla mücadele edebiliriz, nede gelecekte tükenecek olan geleneksel yakıtların yeterliliğinden bahsedebiliriz.
  2. Bilim adamlarının ve ilgililerin uyarılarını dikkate alarak, iklim değişiminin gözle görülür etkileriyle yüzleşmeden, küresel ısınmanın zararlarıyla karşı karşıya kalmadan tedbirleri almalıyız.
  3. Sadece düşünmek ile kalmayıp, hemen su ve enerji tasarrufu, az tüketmek, geri dönüştürmek ve bazı şeyleri yeniden kullanmak için harekete geçilmelidir.
  4. Türkiye'nin en önemli su kaynakları, ormanları ve doğal bozkırları korunmalıdır. Tarım alanlarının tarım dışı kullanıma kesinlikle müsaade edilmemelidir.
  5. Türkiye sanılanın aksine, su kaynakları acısından son derece fakir ve kişi başına düşen su miktarı dünya ortalamasının yaklaşık beşte birine karşılık geliyor. Türkiye su kaynaklarını son derece dikkatle kullanmalıdır. Tarımsal sulamada damlama sulama sistemine geçiş yaygınlaştırılmalıdır. Geleneksel sulama yöntemleri yerine damla ve yağmurlama yöntemleri kullanılmasının hem su tasarrufuna hem de ürün veriminin artmasına önemli ölçüde katkı sağlar. Ayrıca toprağın tuzlanması ve erozyon önlenir.
  6. Ülkemiz rüzgâr sirkülâsyonu açısından çok verimli. Rüzgâr ve güneş enerjisinden yararlanma yaygınlaştırılmalıdır.  
  7. Baca arıtma sistemlerine gerekli önem verilmelidir. Deniz, göl ve akarsuların kirletilmesine müsaade edilmemelidir. Suyu kirletenlere ağır cezalar verilmelidir.
  8. Okullarda küresel iklim değişikliği konusunda eğitime yer verilmelidir. Bu konu gündemde tutulmalıdır.
  9. Küresel iklim değişimi konusunda gelecekte bizleri ne tür felaketler bekliyor, insanoğlu ve doğal ekosistemler nasıl etkilenecek, bütün bunları anlayıp değişikliğe nasıl uyum göstereceğimizi araştırmamız ve tedbirini almamız gerekiyor.            

Sonuç olarak: Çaresiz kalmamak için bugünden çare aramalıyız. Siyasal ve toplumsal iradeyi oluşturmalıyız. Kriz yönetimi yerine risk yönetimi uygulamalıyız. Küresel ısınma konusunda bilinçlenerek harekete geçmeliyiz.
Artık sadece konuşmak değil, gerçekten bir şeyler yapmanın zamanıdır. Sözden çok gözle görülür, elle tutulur çözümler üretip derhal devreye sokulmalıdır.

Mehmet REİ