İlan Tarifesi
CATERİNG GUİDE-İLAN FİYATLARI
Devamı

Ülkemiz bu kadar patronu taşımıyor.
Devamı

Beypiliç 2011’de 31,5 milyon USD,2012 yılında ise 100 milyon TL’lik yatırım yapacak
Devamı

Antalya-Otel ekipmanları Fuarı

ET VE SÜT SEKTÖRÜNDEKİ SORUNLARIN TEMEL NEDENLERİ VE ÇÖZÜM ARAYIŞLARI

Doç.Dr. Ahmet Ayar
Sakarya Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü

Tarım sektörü ve bunun bir kolu olan hayvancılık gıda sanayinin temelini oluşturmaktadır. Tarım sektöründe ve hayvancılık alanında oluşan boşluklar gıda sanayinde ciddi sorunlara neden olmaktadır. Tarımın ve hayvancılığın sağlam temellere dayandırılması ve sürekliliğinin sağlanması gıda sanayinde de sürekliliği sağlayacaktır. Bu nedenle tarımsal üretimde temeller sağlam olmalı, ülkenin mevcut şartları göz önünde bulundurularak değerlendirmeler yapılmalı, dış kaynaklı iyileştirmeler ve yapılanmalar asla süreklilik arz etmemeli. Yani mekanizasyondan başlayarak, tohum, gübre, böcek ilacı vb. bütün kaynaklar öz varlıklarımızdan oluşmalı ve kontrol altında tutulabilmelidir. Bu konularda dışa bağımlılık gelecekte daha ciddi sorunların oluşmasına neden olacaktır. Tarım ürünlerinin özellikle de hayvansal ürünlerin ithalatına yönelik girişimlerin bu bakımdan değerlendirilmesi de önemli bir husustur. Yani işin özü Taşıma su ile değirmen dönmez anlayışıdır. Belli bir süre ülke içi ya da işletmecilik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bu uygulamalar alışkanlık halini alıp, süreklilik kazanırsa ülkemiz çok büyük sıkıntılar yaşamaya başlar. Tarım ve hayvancılıkla ilgili temeldeki sorunlar çözümlenmediği sürece sanal ve günü kurtarma uygulamaları hiçbir zaman çözüm oluşturmayacaktır. Acil olarak Türkiye’nin tarımsal alanda temelden başlayan bir yapılanmaya ihtiyacı vardır. Hayvancılığın ya da süt sektörünün ayrı düşünülerek çözüm aranması daha büyük çözümsüzlükler yaratacaktır.

Nüfusu sürekli artan, dinamik yapıya sahip olan Türkiye’de tarım ve hayvancılık istenilen gelişmeyi gösterememekte aksine gerilemekte, artan nüfusun ihtiyacı olan besin maddeleri üretilememekte ve kapitalist şirketlerin iştahını kabartan bir pazar haline gelmektedir. Son zamanlarda tarım ürünlerinin fiyatı iç piyasada önemli oranlarda yükselmiş, bunu tarım ürünleri ithalatı takip etmiştir. Tahıl ve benzeri ürünlerle başlayan ithalat son zamanlarda et ve süt ürünleri ile devam etmiştir. 1980’li yıllardan itibaren başlatılan ancak sağlıklı bir şekilde yürütülemeyen ve sürekli olumsuzluklarla sonuçlanan tarımı iyileştirme çalışmaları bir türlü istenilen seviyeye ulaşamamaktadır.
Türkiye’de tarım sektörünün temel yapılanmasına baktığımızda ciddi yanlışlıklarla karşılaşıyoruz. Genelde tarımda yapılaşma kırsal bölgeden başlaması gerekirken bizde merkezde başlamış ve kırsal bölgeye doğru devam etmiştir. Ancak, hala tarımsal yapılaşma kırsal bölgeye ulaşamamıştır. Bu süreçte de kolay kolay ulaşamayacak gibi gözükmektedir. Bunun en temel nedeni yanlış devlet stratejileri ve günü kurtarma hesaplarıdır. Yurt dışından hayvan ithal etmek zorunda kalan Türkiye'nin, damızlık sığırda Türk markası oluşturulması için başlattığı Anadolu Alacası Geliştirme Projesi bulaşıcı hastalık sorunu nedeniyle çıkmaza girmiştir. Daha önce de Konya'da yürütülen Anadolu Esmeri Projesi bulaşıcı hastalık nedeniyle sonlandırılmıştı. Güncel maliyeti yaklaşık 70 milyon lirayı bulan Anadolu Alacası Projesi'nin devam edip etmeyeceğine Tarım Bakanlığı karar verecek. Proje kapsamında bulaşıcı hastalığa yakalanan hayvanların ise 'kavurma' yapılması gündemdeymiş. Türkiye’de devlet eli ile gerçekleştirilen yatırımlar bugüne kadar hep hüsranla sonuçlanmıştır. Buna en güzel örnek SEK ve EBK dur. Buradan da açıkça görülebileceği gibi Türkiye’de şu anda devlet eli ile var olan kurumlarla ve kurumsal anlayışlarla sorunun çözümü mümkün görülmemektedir. O zaman bu konuda özel sektöre öncelik ve destek verip sıkı takipçisi olmak daha doğru bir yol gibi görünmektedir.

Hayvancılık sektöründe son ürün ya et ya da süttür. Hayvanların bir bölümü eti, bir bölümü de sütü için beslenmektedir. Hayvanı beslemenin de bir maliyeti vardır. O maliyeti belirleyen temel faktör ise yem fiyatlarıdır. Süt ve et hayvancılığı için bakıldığında, süt ve et fiyatları ile yem fiyatlarının karşılıklı etkileşimi söz konusudur. Daha doğrusu yem fiyatları süt ve et fiyatlarını belirleyici rol oynamaktadır. Son yıllarda ülkemizde süt fiyatları düşerken yem fiyatları artmıştır. Uzun yıllardır değişmeyen kırmızı et fiyatları da birden yukarılara fırlamıştır. Kısaca, üreticiyi ve üretimi yönlendiren fiyatlardır. Tarım sektöründe hala ülke çapında bir üretim planlamasının olmaması hem bitkisel ürünlerde hem de et ve süt üretiminde yıllık dalgalanmalara neden olmaktadır. Yani et para edince süt hayvanları kesilmekte, süt para edince et hayvanı üretimi durmaktadır. Türkiye’de piyasanın ihtiyaçları ve bu ihtiyacı karşılayacak tarım potansiyelimiz bellidir. Bunu düzenleyecek olan da devletin ilgili kurumlarıdır yani Tarım Bakanlığıdır.Bu konuda, bin hizmet binasının yanında 6 bin sosyal tesisi ve 6 bin taşıtı olan, memuru, mühendisi, işçisi vs ile 40 bin kişinin maaş aldığı ve 2011 bütçesinden tam 8,5 milyar TL pay alan Tarım Bakanlığının bu sorunlarla ilgili daha ciddi çözümler üretmesi, teşkilat olarak çalışmalara öncülük etmesi, yani tarım ve hayvancılıkla ilgili daha etkin çalışmalar yapması bütün toplumun beklentileri arasındadır. Bakanlığın bu konularda tek suçlu olarak görülmesi de doğru değildir. Çünkü Bakanlığın sunmuş olduğu imkânları kendi menfaatleri doğrultusunda kullanan tarım ve hayvancılığın kaynaklarını farklı alanlarda değerlendiren sözüm ona girişimciler de bulunmaktadır. Devletten ya da Bakanlıktan milyarlarca kredi, hibe ya da yardım alan pek çok kişi almış oldukları kaynakları tarım ve hayvancılık dışı yatırımlarda kullanma yoluna gitmektedir. Pek çok kişi ve araştırma enstitüsü parayı aldıktan sonra başladıkları projeleri tamamlamamaktadır.
Gıda sanayinde kalite olgusu ve uygulamalarına tarladan başlanmıştır. Bu anlayışın temel sloganı “Tarladan sofraya“ dır. Yeni gıda kalite sistemlerinin temelini bu anlayış oluşturmaktadır. Kısaca ifade etmek gerekirse kaliteli hammadde varsa kaliteli ürün üretebilirsiniz. Ama kaliteli hammaddeniz yoksa kaliteli ürün üretme şansınız da yoktur. Bu bakımdan Türk tarımına baktığımız zaman en temel sorunlardan biri de verimsizlik ve kalite sorunudur. Yani, gerek bitkisel, gerekse hayvansal hammadde kaynaklarında kalite istenilen seviyelerde değilse kaliteli gıdalar üretmek ve tüketicilere sunmak mümkün olmayacaktır. Yani ne iç piyasada ne de dış piyasada üretilen tarımsal hayvansal ve bitkisel ürünler ilgi görmeyecektir. Türkiye’de bu konuda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Gıda sanayi için üretilen hammaddenin yetersizliği yanında kalitesinin de çok düşük olması önemli işleme ve tüketim sorunlarına neden olmaktadır. Örneğin Türkiye’de üretilen sütlerdeki mikroorganizma sayısın yüksek olması nedeni ile sütler daha düşük sıcaklıklarda muhafaza edilmek zorundadır, sütlere tüketilebilmeleri için daha yüksek sıcaklıklar uygulanmalıdır. Ayrıca, bu sütler ve bu sütlerden üretilen ürünler daha kısa sürede bozulabilmekte, sağlığı olumsuz etkilemekte bu da önemli ekonomik kayıplara neden olmaktadır.

Et ve süt üretimini arttırmak kadar tüketimini de sağlamak büyük önem taşımaktadır. Hele hele süt ve ürünlerinin tüketiminin arttırılması daha önemli bir husustur. Çünkü süt ve ürünlerinin tüketimini ekonomik faktörler fazla etkilememektedir. Türkiye de kişi başına tüketilen kırmızı et ve süt miktarları Avrupa ülkelerine göre çok düşük seviyelerde kalmaktadır. Bu konuda çözüm arayışlarına girmemiz gerekirken, yeni krizlerle toplumun et ve süt tüketimi daha düşük seviyeler düşmeye başlamıştır. Bu da toplumun daha yetersiz ve dengesiz beslenmesi anlamına gelmektedir. Bilindiği gibi insan beslenmesinde hayvansal kaynaklı besinler bitkisel kaynaklılara göre çok daha önemlidir. Gerek insan sağlığı bakımından gerekse gençlerimizin ve çocuklarımızın daha güzel bir geleceğe sahip olabilmesi bakımında hayvansal besinler büyük önem taşımaktadır. Çünkü hayvansal besinler beyin ve vücut fonksiyonlarının düzenli ve daha etkili çalışmasında önemli role rahiptir. Bu konu ile ilgili de önemli projelere ihtiyaç duyulmaktadır.

2010 yılında yayınlanan tebliğlerle devlet hayvancılık ve sütçülükle ilgili olarak önemli teşvikler vermeye başlamıştır. Bunlara kısaca bir göz atacak olursak; 2010 yılında yürürlüğe konan “Çiğ sütün değerlendirilmesine yönelik destekleme uygulama esasları tebliğ”inde; Bakanlıktan üretim izni alan, gıda siciline kayıtlı süt tozu işleme tesislerine sahip ve Ulusal Süt Konseyi’ne üye olan süt tozu üreticisine;Dâhilde İşleme Rejimi kapsamında faaliyet gösteren ve standartlara uygun ürettiği yağlı-yağsız süt tozunu kendi işletmesinde kullanan imalatçılar ile imalatçı-ihracatçılara belgelendirerek satmak şartıyla ton başına ödeme yapılacağı belirtilmektedir. Bu teşvik çiftçiden çok işletmecileri ilgilendiren bir husustur. Çünkü sadece süt tozu üretimi gerçekleştirecek olan işletmelerin yararlanabileceği bir teşviktir. Hayvancılığın ya da sütçülüğün temel sorunlarına çözüm sağlayacak bir uygulama değildir. Ancak, Türkiye’de kurutulmuş süt ürünlerini işleyen işletmelere ihtiyaç vardır. Bu daha çok sütçülük artığı olan peynir altı suyunun değerlendirilmesi noktasında büyük önem taşımaktadır. Sütün hareketliliği ve uzun süre muhafazasını sağlama noktasında kurutma işlemi büyük önem taşımaktadır. Yani bu sütün bol olduğu dönmelere toza işlenmesi ve az olduğu dönemlerde bundan yararlanılması bakımından da fayda sağlayacaktır. Ayrıca, ihracat noktasında da süt tozunun taşınması ve pazarlanması daha kolaydır. 

10 Nisan 2010 tarihinde çıkarılan “Hayvancılığın desteklenmesi hakkında uygulama esasları tebliğine” göre de Anaç Sığır ve Manda desteklemesi yapılamaktadır. 31/12/2010 tarihi itibariyle en az beş baş anaç sığıra sahip, örgütlü yetiştiriciler yılda bir kez olmak üzere hayvan başına desteklemeden yararlandırılmaktadır. Anaç manda desteğinden yararlanacak olan yetiştiriciler de örgütlülük ve sayı şartı aranmamaktadır.

  • Anaç sığır başına destek miktarı 225 TL olarak belirlenmiştir.
  • Soy kütüğü-Ön soy kütüğü Sistemine kayıtlı analardan suni tohumlama sonucu doğan tüm buzağılara, destekleme ödemesi hayvan başına 50 TL.olarak belirtilmiştir.
  • Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliklerine üye olan ve hayvanlarını Damızlık Koyun-Keçi Kayıt Sistemine kaydettirerek küpeleten yetiştiriciler yılda bir kez olmak üzere hayvan başına desteklemeden yararlanabilmektedir. Destek miktarı ise Hayvan başına 10 TL dir.

Yine bu tebliğde çiğ süt üretimi de desteklenmektedir.  Süt desteklemesi şu esaslara göre yapılmaktadır: Üretmiş olduğu çiğ sütü, Tarım ve Köy işleri Bakanlığından süt teşvik kod numarası almış, gıda sicili ve çalışma izni olan süt işleme tesislerine satan yetiştiricilere koyun ve keçi sütü için farklı olmak üzere beher litre süt için aşağıda belirtilen miktarda ödeme yapılmaktadır.

Sığır-manda sütü için

0.04 TL/lt

Koyun-keçi sütü için

0.10 TL/lt dir. 

Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı arazileri üzerinde kaliteli kaba yem üretmek amacıyla yem bitkileri ekilişi yapan üreticilere de, üretim yaptıkları, yapay çayır-mera ve çok yıllık yem bitkisi ekilişlerinde ilk yıl için, tek yıllık yem bitkileri ekilişlerinde ise üretim yaptıkları yıl için, ürünü hasat etmeleri kaydıyla dekar başına değişik miktarlarda ödeme yapılmaktadır.

Hayvancılığı teşvik amacıyla hazırlanmış olan bu tebliğ içerisinde yemden başlayarak süt üretimine kadar bütün aşamalarda üreticilere ödeme yapılmaktadır. Ancak üreticilerin bu ödemelerden faydalanabilmesi ve de almış olduğu teşvikleri olumlu bir şekilde değerlendirebilmesi için ciddi bir şekilde bilgilendirmeye ve eğitime ihtiyacı vardır.  Bu ya Tarım Bakanlığının teşkilatları kanalıyla sağlanmalı ya da bu teşviklerde biraz daha temele inip arazi tahsisi ve ahır gibi temel yapılar için de uygulanmalıdır.

Yine, Tarım Bakanlığı tarafından 25 Şubat 2010 tarihinde hazırlanan “Doğu Anadolu projesi kapsamındaki illerde etçi ve kombine ırklarla kurulacak damızlık sığır işletmesi yatırımlarının desteklenmesine ilişkin uygulama esasları tebliğ”inde Doğu bölgesinde pek çok il’e yaklaşık yarısı hibe olacak şekilde hayvancılık desteği verilmektedir.
Bu tebliğ kapsamındaki esaslar çerçevesinde başvurusu onaylanarak yeni inşaat yapımı, damızlık gebe düve alımı ve kombine ırklarla kurulacak işletmelerde sabit süt sağım ünitesi ve soğutma tankı alımını birlikte gerçekleştiren gerçek ve tüzel kişiler ile ayrıca işletmesinde başvuru öncesinde destekleme konularındaki bir veya iki yatırımı olup, eksik kalan bir veya iki yatırımları için başvurusu onaylanan ve yatırımı gerçekleştiren gerçek ve tüzel kişiler desteklemeden yararlandırılmaktadır. Bu tebliğ kapsamında sağlanan bazı destekler şunlardır:
·    Projede yer alan inşaat yatırımı konusunda, yatırımın gerçekleşme tutarının % 30’ u oranında hibe desteği uygulanır ve sadece yeni yapılacak kapalı veya yarı açık sistemli ahırları kapsar.
·    Projede yer alan hayvan alımı yatırımı konusunda, hayvan alım tutarının % 40’ ı oranında
hibe desteği uygulanır ve sadece alınacak damızlık gebe düve alımını kapsar.
·    Projede yer alan makine alımı yatırımı konusunda, tutarının % 40’ ı oranında hibe desteği uygulanır ve sadece kombine ırklarla kurulan işletmelerdeki süt sağım ünitesi ve/veya soğutma tankı alımını kapsar.
Projenin sadece doğu illerini kapsaması ve büyük baş hayvanlarla sınırlandırılması önemli eksikliktir. Türkiye’de hayvan yetiştiriciliği noktasında bölgesel analizler yapılıp hangi bölgelerde büyük baş hangi bölgelerde küçükbaş havyan yetiştiriciliğinin daha uygun olacağı belirlenmeli, teşvikler yem bitkileri yetiştiriciliği ile bütünleştirilmelidir. Teşvikler kapsamı içerisine eğitilmiş insan gücünün de dâhil edilmesi, ya da eğitilmiş insanlara bu konuda bazı önceliklerin verilmesi bilinçli üretimi sağlayacaktır. Teşvik verilen özel veya tüzel kişilerin bakanlığın ilgili birimlerince sıkı takibinin yapılması uygulamanın hedefine ulaşmasında önemli fayda sağlayacaktır.  

Yapılaması gerekenleri kısaca özetlemek gerekirse:

  • Türkiye’ye ait uygun üretim bölgelerini gösteren tarım ürünleri haritası hazırlanmalıdır.
  • Tarım ve hayvancılık sektöründe çalışan herkes doğru ve kaliteli üretim için eğitilmeli ya da eğitilmiş kişiler bu konuda görevlendirilmelidir
  • Çiftçilik müessesinin iyi bir tanımı yapılmalı ve seviyeli bir konuma getirilmelidir.
  • Desteklemeler gelişigüzel değil, ürün verimliliği ve kalitesi göz önüne alınarak gerçekleştirilmelidir.
  • Kaba ve kesif yemin miktar ve kalitesini artırıcı tedbirle alınmalı, çiftçiler planlı yem bitkisi yetiştirmelidir. 
  • İşletmelerde hayvan sayısının artırılması, işletme sahiplerinin kendi emeklerini katarak üretimde rol almaları sağlanmalıdır.
  • Köy bazında toplu ahır, sağım üniteleri ve süt toplama merkezleri kurulmalı, gerekli teşvikler sağlanmalıdır. 
  • Hayvan sağlığı ve koruyucu hekimlik ön plana çıkarılmalıdır.
  • Türkiye'nin yem, et ve süt üretim miktarlarını ve fiyatlarını takip edebilecek bir sistem oluşturulmalıdır.
  • Çiğ sütün çeşitli kalite özelliklerine göre (asitlik, yağ, kuru madde, protein, antibiyotik, bakteri yükü, somatik hücre sayısı) teşvik bedelleri düzenlenmeli.
  • Süt ve et tüketimini özendirecek stratejiler ve projeler geliştirilmelidir.

“Büyük sıçrayış gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır”.

Bertolt Brecht

İlan Tarifesi
“Unlu ve Şekerli Mamuller Dünyası” İlan Tarifesi
Devamı

Yediklerimize bir de buradan bakın
Devamı

Jumbo Karides ile
Devamı

Bursa Fuarı